12 Ocak 2019 Cumartesi

PROGRAM HAZIRLIK ÇALIŞMALARI: "CUMHURİYETÇİ DEMOKRAT PARTİ (CDP) EĞİTİM PROGRAMI BEYANNAMESİ (Ön Hazırlık ve Öneri Tasarı) GÜRKAN AVCI / DESAM BAŞKANI"

CUMHURİYETÇİ DEMOKRAT PARTİ (CDP)
EĞİTİM (PARTİ) PROGRAMI BEYANNAMESİ (ÖN HAZIRLIK VE ÖNERİ PROJE TASARIMI) 

GÜRKAN AVCI
DESAM BAŞKANI 
A- Eğitim Politikaları
1) Temel Yapısal Sorunlar

Mevcut milli eğitim sistemi içerik ve uygulama açısından milli olmadığı gibi, ülkenin ihtiyaçları ve dünyanın gerçekleri karşısında da yetersiz, kaba, ilkel, hantal bir yapıya sahip olup adil ve eşit fırsatlar sunmaktan uzaktır ve bilimsel değildir.

Türkiye’de eğitim konusunda öncelikle üzerinde durulması gereken temel yapısal sorunların başında eşitsizlik, başarısızlık, verimsizlik ve kalite sorunu gelmektedir.

a) Eğitimde iller, bölgeler ve okullar arasındaki kalite eşitsizliği had safhadadır. Temel bir Anayasal hak olması bağlamında eğitimdeki fırsat eşitsizliği türlü toplumsal eşitsizlikleri daha da artırmakta ve çok boyutlu birçok sosyal problem ve açmazları da beraberinde getirmektedir.

Eğitim sistemindeki eşitsizlik, adaletsizlik ve yetersizliğin Türkiye’nin uluslararası sıralamalarda her yıl gerilemesine neden olmaktadır. Dünya Ekonomik Forumu Rekabet Raporu’na göre 140 ülke arasında Türkiye eğitim kalitesi sıralamasında 95, matematik ve bilimde 103. sıradadır.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD'nin yıllık olarak yayımladığı "Bir Bakışta Eğitim" raporuna göre, Türkiye'de 2017 yılında 25-34 yaş aralığında olup lise eğitim düzeyinin altında kalanların oranı yüzde 44. Bu oran, yüzde 15 olan OECD ortalamasının yaklaşık 3 katı.

25-34 yaş aralığında olup lise eğitimi almamış olanların oranı örneğin başkent Ankara'da yüzde 33 iken, Van, Muş, Bitlis ve Hakkari gibi kentlerde yüzde 70 düzeyinde.

OECD ülkeleri arasında, devletin eğitim kurumlarına öğrenci başına en az harcama yaptığı ülke Türkiye. Türkiye OECD ülkeleri arasında ne istihdamda ne eğitimde (NEET) olan 18 - 24 yaş arası kadınların oranının en yüksek olduğu ülke. Türkiye, yüzde 76 ile Suudi Arabistan'dan sonra aktif olmayan/çalışamayan kadın ve erkekler arasındaki oran farkının en yüksek olduğu ikinci ülke.

Rapor, 2016 yılında 3-5 yaş arası çocukların sadece yüzde 37'sinin okul öncesi eğitime kaydedildiğine dikkat çekiyor. OECD ülkelerinde bu oran ortalama yüzde 86'ya yakın.

Avrupa İstatistik Ofisi'nin (Eurostat) güncel verilerine göre Türkiye'de 2017 yılında, eğitimden erken ayrılma oranı kadınlarda yüzde 34 iken, erkeklerde bu oran yüzde 31 olarak kayda geçti.

b) Eğitimdeki başarısızlığın nedeni Ak Parti iktidarının eğitime ideolojik bakışı, uyguladığı tutarsız eğitim politikaları ve tepeden inmeci reformlarıdır. Eğitim reformlarının çağın değişme ve gelişme doğrultusu ile büyük uyumsuzlukları bulunmaktadır. Oysa özellikle eğitim sistemindeki reform ve değişimler zamana yayılarak, veriye dayalı olarak ve eğitim paydaşlarıyla işbirliği ve istişare içinde yapılmalıdır.

c) Eğitimdeki verimsizlik ve müsrifliğin temel nedeni Ak Parti iktidarının eğitim politikalarındaki ani, yeterli veriye, durum analizine ve etki değerlendirmesine dayanmayan, uzlaşının aranmadığı ve ‘ben yaptım oldu’ anlayışındaki çağdışı zihniyetidir.

Oysaki eğitim sistemindeki değişikliklerin eğitim paydaşlarının ve ilgili uzmanların görüş ve fikirleri alınmadan dar bir kadro ile veya tek bir kişinin isteğiyle yapılması milyonlarca öğrencinin geleceğini karartmaktan başka bir şeye yaramamaktadır. Ak Parti’nin oy devşirmeye dönük olarak çağımızın temel bilimsel dinamikleriyle bağdaşmayan zihniyet ve uygulamalarının eğitim sistemini esir alması ülkemiz eğitimini adeta bitirmiştir.

d) Eğitim kalitesinin düşüklüğü ülkedeki zenginlik, refah ve huzurun kaynağını kurutmakta, ülkenin ihtiyacı olan vasıflı işgücünün yetişmesine engel olmaktadır.

Türkiye rekabet gücü itibarıyla dünyada 73. sırada bulunmaktadır. Türkiye’de bugün işgücünün yarısı vasıfsızdır. Eğitim sistemimizin düşük kaliteli olması nedeniyle ülkemiz ekonomisinde yaratıcılık, yenilikçilik ve teknolojik gelişme sekteye uğramaktadır.

Hâlihazırda lise çağındaki çocukların yüzde 17’si okul dışında kalmakta, yüzde 18’i açık öğretime devam etmektedir. Okula devam eden öğrencilerin çoğu ise nitelikli eğitim alamamaktadır.

Eşitsizlik ve kalitesizlik Türkiye’nin gelişmesini ve ilerlemesini sağlayacak vasıflı işgücü yetiştirilmesi imkânını büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Kaldı ki dördüncü sanayi devrimi yeni alanlarda ve daha yüksek vasıflı işgücü talep ettiği için Türkiye’nin vasıfsız işgücü oranı her yıl yukarılara doğru çıkmaktadır.

Görüleceği üzere bu eğitim sistemi ile Türkiye’nin çocuk ve gençlerine kaliteli eğitim vermesi, eşit ve adil fırsatlar sunması, başarılı ve vasıflı işgücü yetiştirmesi, teknoloji üretmesi, verimli ve katma değeri yüksek üretim yapması mümkün değildir.

2) Eşit, Adil, Kamusal, Tamamen Parasız, Demokratik ve Bilimsel Eğitim Sistemi İhtiyacı

Günümüzde tüm bilimsel raporlar Türkiye’deki yoksulluğun birincil nedenini annenin eğitimsiz olmasıyla açıklamaktadır. Türkiye’de eğitimsiz/yoksul annelerin çocukları büyük olasılıkla hayat boyu yoksul/eğitimsiz kalmaktadır.

Türkiye’deki ayrımcı, bölücü, eşitsizlikçi ve adaletsizlikçi eğitim sistemi yüzünden çocukların dörtte biri yoksul, beşte üçü dezavantajlı konumdadır. Oy devşirmek amacıyla ayrımcı bir şekilde verilen devletin eğitim desteği de çocukların temel eğitim ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır.

Bugün Türkiye’de özellikle kaliteli eğitim zenginlerin ulaşabileceği lüks bir hizmet haline gelmiştir. Halk arasında “Paran varsa oku, Paran kadar oku!” ifadesi adeta atasözü halini almıştır.

CDP iktidarında Türkiye’de bir çocuğun hangi ailede ve nerede dünyaya geldiği, anne-babasının eğitim ve gelir durumu, cinsiyeti, etnik ve dini aidiyeti gibi koşulları onun gerek eğitim gerek çalışma hayatında asla ve katiyetle ayrımcılığa uğramasına neden olmayacaktır.

CDP iktidarında Türkiye’de doğumdan gelen eşitsizliklerin etkisini azaltan güçlü bir sosyal devlet anlayışı tesis edilecektir. Türkiye’nin bütün çocukları eğitime eşit koşullarda başlayacak hiç biri geri kalmayacaktır.

a) Türkiye’de okul öncesi eğitim hem kalite ve eşitlik hem de hizmete ulaşma açısından çok problemli durumdadır. Bütün bilimsel veriler çocukların sosyal, bilişsel, duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişme ve öğrenme becerisinin en yüksek olduğu dönemin okul öncesi dönem olduğunu ısrarla vurgulamaktadır. Aynı bilimsel raporlara göre nitelikli okul öncesi alan çocuklar hem eğitim hem de iş hayatında daha başarılı ve uyumlu olmaktadır.

Ak Parti iktidarındaki tutarsız, dengesiz ve yapboz eğitim reformları yüzünden okul öncesi eğitime katılım yavaşlamış, yüzde ellilerde kalmıştır. Okul öncesi eğitime erişemeyenlerin çoğunluğu eğitimsiz/yoksul ailelerin dezavantajlı çocuklardır.

CDP iktidarında okul öncesi eğitim idari zorunlu hale getirilecek, tamamen ücretsiz olacak ve ayrım gözetilmeksizin tüm dezavantajlı çocuklar her türlü yapısal eşitsizlik sorunu ile asla karşı karşıya kalmayacaktır.

b) Ak Parti iktidarı kamusal eğitime yani devlet okullarına karşı cimri, üvey evlat muamelesi gösteren, eğitimi özelleştirmeye, piyasalaştırmaya çalışan tüccar eğitimci bir zihniyetin temsilcisidir.

Yandaşlarını kollamak ve dershanelerden devşirdiği temel lise ve özel okulların kimi sahiplerini kurtarmak için öğrenci başına 4 bin TL civarlarında teşvik/destek uygulaması başlatan Ak Parti iktidarı, devlet okullarının büyük bölümünün onarım, bakım, temizlik, ısınma, hizmetli, güvenlik gibi temel ihtiyaçlarını dahi karşılamamakta, bütçe vermemektedir.

Ak Parti iktidarı devlet okulları içinde dahi ayrımcılık yapmakta İmam Hatip okullarını diğer okullar karşında alenen maddi ve manevi olarak desteklemekte ve aşikârane bir şekilde kollayarak teşvik etmektedir. Ak Parti iktidarları döneminde İmam Hatip okulları öz evlat, diğer okullar üvey evlat muamelesi görmektedir. Talep olmamasına rağmen birçok mahalle okulu zorla İmam Hatip Okulu haline getirilmiştir. Okul ve derslik açığının had safhaya ulaştığı, birçok sınıfın 40 – 50 öğrenciyle eğitim gördüğü Türkiye’de İmam Hatip okullarının çoğu yüzde 10 – 20 doluluk kapasitesiyle çalışmaktadır.

Ayrıca özel okul ve kolejlerin hemen hepsinin Türkiye’nin zengin ve lüks muhit/semtlerinde toplanmış olması da eğitimde fırsat eşitsizliğinin aleni göstergesidir.

c) Ak Parti iktidarı en geç 2019 yılına kadar tüm okullarda ikili eğitime son vereceğini taahhüt etmesine rağmen halen özellikle yoksul semtlerdeki binlerce okulda öğrenciler sabahçı-öğlenci eğitimle sağlıksız ve eşitsizlikçi şartlarda öğrenim görmeye devam etmektedir.

İkili öğretim sistemi olan okullara devam eden çocuklar daha kalitesiz eğitim almakta, okuldaki fiziksel ve sosyal olanaklardan ve sportif faaliyetlerden mahrum kalmakta ve eğitimsel aktivitelerden daha zayıf ve kısıtlı faydalanabilmektedir.

CDP iktidarında yoksul semtlerdeki ve kırsal bölgelerdeki okullarda ikili eğitim alan dezavantajlı çocuklara pozitif ayrımcılık uygulanacak ve ikili eğitime tamamen son verilecektir.

d) Ak Parti iktidarının iş bilmez ve akil lafı dinlemez eğitim bürokratları yüzünden Türkiye’de okul türleri arasında da çok ciddi farklılıklar ve eşitsizlikler oluşmuştur. Varlıklı ve ayrıcalıklı ailelerin çocukları kaliteli eğitim veren Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi. Köklü Anadolu Lisesi ve benzeri prestijli okullarda okumaktadır. Buna karşın fakir, eğitimsiz ve gariban ailelerin çocukları ise öğretmen açığı olan, öğretmen tecrübe/donanımı düşük, kalabalık sınıflı, alt yapısı ve donatıları yetersiz olan çok programlı okullar, teknik - meslek okulları ve İmam Hatip okullarına yönlendirilmektedir.

Varlıklı ve şanslı ailelerin çocuklarının devam ettiği okullarda öğrenci başarısı, öğretmen niteliği, okul güvenliği daha yüksek iken fakir ve eğitimsiz ailelerin çocuklarının devam ettiği varoş semt okullarında ise öğrenciler arasında devamsızlık, sınıf tekrarı, okulu bırakma-ayrılma, hastalık, şiddet oldukça fazladır. Varoş semt okullarında güvenlik zayıf olduğu gibi, spor salonu, kütüphane, atölye, laboratuvar, eğitim araç gereç ve malzeme donanımı oldukça zayıftır.

Varlıklı ve ayrıcalıklı ailelerin çocuklarının devam ettiği okullarda öğrenci başarısı, devamlılığı ve velilerin okullarını sahiplenme düzeyi oldukça fazla iken yoksul semt okullarındaki dezavantajlı çocuk ve velileri ise kendilerini okula ait hissedememekte, okul devamlılığının yararına ve okulun faydasına inanmamaktadır.

Mesleklerinde ilerleyemeyeceklerini düşünen dezavantajlı çocuklar okulda aktif ve etkili olmanın yararına inanmamaktadır. Okula ilgi duymamakta, kendilerini okula ait hissetmemektedir. Nitekim yoksul ailelerin çocuklarının devam ettiği mesleki ve teknik ortaöğretimde okul devamsızlığı yüzde 40, imam hatip okullarında yüzde 31 dolaylarına tırmanmıştır.

Hemen her yıl değişen ve son eğitim yılının tam ortasında tekrar sistem değişikliğine uğradığı için ülke genelinde büyük infiale neden olan lise geçiş sınavları (TEOG yeni adıyla LKS) ve Üniversite giriş sınavları (ÖSS ve LGS) sistemindeki çarpık ve bilim dışı oynamalar eğitimde eşitsizliği daha da derinleştirmiştir. Gerek LKS gerekse ÖSS sınav sonuçları eğitimdeki fırsat eşitsizliği ve ayrımcılığı en güzel ortaya koyan göstergeler halini almıştır.

CDP iktidarında başta LKS ve ÖSS uygulamaları olmak üzere tüm eğitim süreci boyunca toplumsal eşitsizliklere, ayrımcılıklara asla fırsat verilmeyecektir. Tüm çocuklarımızın geleceği ve toplumdaki statüsü eşitlikçi, adaletli ve bilimsel eğitim sistemi yapısıyla garanti altına alınacaktır.

CDP iktidarında zamanın ruhuna uygun olarak eğitim sistemindeki reform ve değişimler zamana yayılarak, veriye dayalı olarak, yeterli veriye, durum analizine, etki değerlendirmesine dayalı, pilot uygulamaları yapılarak, Milli Eğitim Şuraları maharetiyle istişare ve uzlaşma içinde yapılacaktır.

e) Bu yıl ilk kez Cumhurbaşkanlığınca hazırlanan 2019 bütçesi içerisinde Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesinin de harcama kalemleri oluşturulmuştur.

2018 yılında 92 milyar 529 milyon TL olan MEB bütçesi yıllık yüzde 20 civarındaki enflasyon, artan öğrenci ve öğretmen sayısı (Suriyeli ve diğer göçmenlerin sayısındaki artış) oranı göz ardı edilerek 2019 yılı için 113 milyar 813 milyon TL yapılmıştır.

MEB bütçesindeki rakamsal olarak artış enflasyona bağlı olup, Ak Partililerin ‘Cumhuriyet tarihinin en büyük eğitim bütçesini hazırladık!’ şeklindeki propagandalarını enflasyon kaynaklı değerlendirdiğimizde bu yöndeki söylemlerin gerçekçi olmadığı kolayca ortaya çıkmış olacaktır.

Buna rağmen MEB bütçesinin milli gelire oranında artış değil tam aksine düşüş yaşanmış, 2018’de MEB bütçesinin milli gelire oranı yüzde 2,69 iken, 2019’da bu oran yüzde 2,56’ya gerilemiştir.

2019 MEB bütçe rakamlarına bakıldığında, eğitimin en temel ve olmazsa olmaz ihtiyaçlarının dahi görmezden gelindiği, bütçede hatta zorunlu harcamalarda bile kısıntıya gidildiği açıkça görülmektedir. Ak Parti iktidarları boyunca eğitime ayrılan bütçe sadece rakamsal olarak artmakta, öğretmen ve derslik açığı, laboratuvar, kütüphane, bilişim sınıfları, öğretmen maaşları gibi konularda ve doğrudan eğitim hizmetlerine yönelik yatırımlar açısından bütçede hiçbir artışın yapılmadığı açık seçik görülmektedir.

Eğitimdeki kalite düşüklüğü ve başarısızlığın temel nedenlerinden birisi de eğitime ayrılan bütçenin yetersizliği ve kısıtlılığıdır. Devlet okullarında eğitim harcamaları velilerin sırtına bindirilmek istenmektedir. Bu gün okullarda kayıt parası, temizlik malzeme parası, kırtasiye, kâğıt, fotokopi giderleri parası, dergi – yardımcı ders kitabı parası, deney malzeme ve makine parası ve benzeri adlarda paralar toplanmakta, zorunlu bağışlar alınmaya devam edilmektedir.

Sistem öğrenci ve velilerin öğretmenle para ilişkisi içerisine girmesini zorlamaktadır. Her geçen gün okullarda toplanan paraların adı ve boyutu bir şekilde değiştirilerek devlet okullarındaki eğitim harcamalarının esas yükü halkın sırtına yüklenmiştir.

Günümüz dünyasında vizyoner ülke yöneticileri bilgi ekonomisine ve yüksek katma değerli üretime geçişi yakalamak için eğitime daha fazla nasıl pay ayırabilirim diye çırpınırken AKP hükümetleri eğitim bütçesini milli gelire oranı 17 yıldır OECD ortalaması olan yüzde 6’nın çok çok altında devam etmektedir. Ak Partinin övüne durduğu okullaşma oranı dahi Çin, Brezilya, Arjantin, Estonya gibi ülkelerin dahi gerisindedir. Ne acıdır ki Türkiye eğitime ayırdığı bütçe oranıyla dünyada 132. sıradadır.

Ak Parti hükümetlerinin MEB bütçesi yüzde 72 oranında personel harcamalarına, yüzde 11 oranında ise sısyal güvenlik primi ödemelerine, yüzde 9 oranında mali ve hizmet alımlarına ve sadece yüzde 5’i yatırım giderlerine gitmektedir. Türkiye böyle bir bütçe ile eğitimde yüksek hedefleri, başarıyı ve eşitliği yakalaması mümkün değildir. MEB’in yüzde 5’lik yatırım bütçesi ile öğretmen açıklarını kapatması, eğitimin kalitesini yükseltmesi, okul-derslik ihtiyaçlarını tamamlaması, fiziki altyapı ve donanım eksikliklerini gidermesi söz konusu değildir.

CDP hareketinin anlayışına göre eğitim devredilemez ve vazgeçilemez kamusal bir haktır. CDP iktidarında okullarda uygulanan toplumsal eşitsizlikler, okulları ayrıştıran uygulamalar, okullar arasındaki kalite ve başarı farkları, hatta aynı devlet okulu içinde gelir durumuna ya da başarı düzeyine göre farklı sınıflar oluşturulmasının önü temelli olarak kapatılacaktır.

Ak Partinin öğrenci ve velileri ‘müşteri’ haline getiren paralı, piyasacı eğitim anlayışı son bulacaktır. Aynı okul içinde sınıflar, aynı bölgede okullar, farklı bölgeler, birbirleriyle rekabet içine sokulmayacak eğitim hizmetleri piyasa kurallarına göre değil temel Anayasal hak ve hukuk kurallarına göre düzenlenecektir.

Eğitim asla ve asla partisel, ideolojik ve kişisel/özel çıkarlara göre değil, toplumsal/milli çıkarlar gözetilerek değerlendirilecek; ekonomik krizler, faiz harcamaları, silah ve savunma yatırımları dâhil hiçbir gerekçe eğitimden tasarruf yapılmasına ve eğitim bütçesinden kısıntıya gidilmesine asla neden olamayacaktır.

f) Eğitim sistemimizdeki kalite düşüklüğü bütçe yetersizliği kadar eğitimin içeriğinin yani müfredatının yetersizliği, uyumsuzluğu, çağdışılığı ve niteliksizliğinden de kaynaklanmaktadır.

Müfredat dünyanın ihtiyaçları ve ülkenin gerçekleri dikkate alınarak hazırlanması gerekirken Ak Parti iktidarları döneminde yapılan - hazırlanan sayısız müfredat değişikliklerinden hemen hiç biri bu kriter ve normları taşımamaktadır. 17 yıllık Ak Parti iktidarları döneminde eğitim müfredatı sayısız defalarca değiştirilmiş, oluşan sistem anarşisi nedeniyle öğrenciler şaşkın, veliler bıkkın ve kızgın bir şekilde ortada bırakılmıştır.

Bugün eğitim sistemimiz öğrencilerimize üst düzey düşünme süreçleri kazandırma konusunda uluslararası sıralamalarda utanılacak derecede başarısız ve yetersiz görülmektedir. Yapılan ulusal ve uluslararası ölçüm ve analizlerde Türk çocukları matematik, fen, fizik, tarih, dilbilgisi, okuma, anlama ve yabancı dil gibi derslerde müfredat merkezli olarak ta hangi faktörün belirleyici olduğunu saptama, farklı bilgileri karşılaştırma ve sonuç çıkartabilme becerileri konusunda çok başarısız ve en son sıralarda yer almaktadır. Türk çocukları olgu ve olayları anlayarak fikirleri kullanmakta çok yetersiz görülmektedir.

Ak Parti iktidarlarının hazırladığı müfredatlar nedeniyle çocuklarımıza değerler ve davranış biçimleri kazandırma konusunda da büyük başarısızlıklar yaşanmaktadır. Çağımızın olmazsa olmaz evrensel değerleri olan insan hakları, demokrasi, her türlü özgürlükler, cinsiyet eşitliği, farklılıklara ve çevreye saygı, dostluk, barış, hoşgörü, tahammül gibi değerler maalesef es geçilmektedir.

Ak Partinin baskıcı, ideolojik ve dogmatik eğitim müfredatları nedeniyle özgürce tartışma, egemen otoriteleri sorgulama, hesap sorma, farklı fikirler ve dünyalara açıklık, iş birliği ve proaktif çalışma gibi aktif değerler göz ardı edilmektedir.

Ak Parti iktidarı çağdaş ve gelişmiş dünyanın aksine tutucu, otoriter ve dogmatik değerleri öne çıkaran müfredatları tüm eğitim yaşamı boyunca öğrencilere dayatmıştır. Ak Parti iktidarı milli ve kültürel değerlerimiz, din, tarih ve medeniyetimizin bütün unsurlarını bilimin, aklın, teknolojinin ve çağdaş dünyanın gerekleriyle harmanlayarak özgün bir eğitim sistemi ve müfredat oluşturamamıştır. Bunun yerine tek din, tek mezhep, tek doğru, tek tip ve tek fikir ekseni üzerine bina ettiği yerli ve milli olmayan GDO’lu, hibrit, zorlamacı bir din eğitimi sistemi kurmuştur.

Ak Parti iktidarının din ve ahlak eğitiminden anladığı birkaç dini bilgiyi ezberleme ve kimi ahlaki değerlerin anlamlarını öğretmekten ibarettir ki din ve ahlakı şekli bir öğrenimle sınırlı tutmuş ve yeterli görmüştür. Ak Parti iktidarının cevaz verdiği müfredat partinin liderine boyun eğen, partinin ideolojisine inanan, farklı düşünen insanlara karşı saygısız, kendinden olmayanlara karşı kinci, başkalarını düşman gören; ayrımcılık, torpil, adam kayırma, kul hakkı yeme gibi davranışları kendisine hak olarak gören fanatik insanlar yetiştirmeyi hedeflemektedir.

Eğitim müfredatı çağcıl, vasıflı, erdemli, birikimli, bilim ve aklın aydınlığında yürüyebilecek donanımlara sahip nesiller yetiştirmeyi hedeflemeli ve gelişmiş ülkelerdeki akranlarıyla aynı/benzer nitelikleri kazandırmayı amaçlamalıdır.

CDP iktidarında çağdaş, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemi ve müfredatı ile öğrencilerin düşünce kapasitesini ele alacak ve kapasite/vizyon inşası öyle planlanacaktır.

CDP’nin müfredatıyla öğrencilere güvenilir ve doğru bilgiye ulaşmayı onu işleme ve yeni düşünceler – fikirler üretmeyi, elde ettiği verileri yorumlamayı, ayırt etmeyi, sonuçları ve farklılıkları değerlendirmeyi ve yaptığı seçimi hayata geçirmeyi ve özellikle teknolojiyi en iyi şekilde kullanmayı kazandıracağız.

Ak Parti iktidarlarının eseri olarak Türkiye’de ezberci, şekilci, dogmatik, ilkel ve sınavcı bir din eğitimi anlayışı vardır. Devletin kontrolü dışında, merdiven altı diyebileceğimiz çok ciddi bir din eğitimi sektörü de bulunmaktadır. Din eğitiminde akıl ve bilimden uzaklaşmak, dogmatik kavram ve kabullerle dini anlamak, anlatmak ve yaşamak, insanları ötekileştirmek, karşı dünyayı düşman görmek en büyük sorun olarak karşımızda duruyor.

CDP iktidarında dinin asıl kaynaklarına dayalı, hurafelerden uzak, sevgi, hoşgörü ve ahlak temelli bir din eğitimi ve müfredatı uygulanacaktır. Türkiye, nitelikli ve pedagojik standardı yüksek din eğitimi müfredatıyla çağdaş dünyanın seviyesine çıkarılacaktır.

Şöyle ki din eğitiminde sunulacak bilgi Ahmet Yesevi’de, Yunus Emre’de, Mevlana’da ve Hacı Bayram Veli’de vb. olduğu gibi, gerçek, doğal ve hakiki bilgi ve kaynaklardan hareketle gençliğin soruları, çocukların ihtiyaçları ve anlama özellikleri göz önünde bulundurularak muasır bir müfredat üretilecektir. Çağımız öğrencilerinin aklına ve gönlüne hitap edecek özelliklerde, estetik ve bilişsel boyutu da olan bir içerik ile sunulacaktır.

CDP’nin müfredatıyla çocuklarımız küreselleşen dünyanın iş anlayışlarına uygun olarak ekip çalışmasına yatkın, yüksek düşünce yeteneği kazanmış, kendini, çevresini, duygu ve düşüncelerini sözlü ve yazılı olarak çok iyi derecede ifade edebilen, eleştirel ve asimetrik düşünebilen, sorun çözüm odaklı ve bilgiyi sentezleyebilen niteliklere sahip yetiştirilecektir.

g) Günümüz eğitim ve bilgi ekonomisinde teknolojiler, meslekler ve standart vasıflar büyük bir hızla değişmekte ve dönüşmektedir. Bu yüzden çocuk ve gençlerimizin yeni, geçerli ve vizyonel meslekler edinmeleri için doğru ve hızlı öğrenme yeteneği kazanmaları gerekir. Ak Parti iktidarları çocuklarımıza henüz daha kaliteli bir temel eğitim vermeden mesleki eğitime yönlendirdiği için onları vasıfsız, vizyonsuz ve yetersiz bir işgücüne dönüştürmektedir. Yani temel eğitim çok önemli ve en hayati olandır, mesleki eğitim artık ileri yaşlara ertelenmiştir.

Hızla gelişen ve değişen dünyada yeni sanayi ve yeni sektörler eleştirel düşünebilen, yaratıcı, sorun çözme kapasitesi yüksek, çoklu iletişim becerilerine sahip insanlara ihtiyaç duymaktadır. Yani eski ve dar alanlarda uzmanlaşmış personel değil dönüştürülebilen becerileri sahip insanlar yetiştirilmelidir. Yeni dünyanın eğitim ve iş yaşamında (4.0) istihdamın yüzde 80’i yeni vasıflar, beceriler ve meslekler üzerinden olacaktır. Ak parti iktidarı günü kurtarmaya dönük hamasi eğitim politikaları nedeniyle, yanlı ve yanlış 4+4+4 eğitim uygulamalarıyla vasıfsız işsizler ordusunu her geçen gün büyüten bir ülke konumuna sürüklenmiştir.

Türkiye’nin vasıfsızlık ve işsizlikle ilgili vahim durumu uluslararası derecelendirmeler yapan PISA eğitim skorlarının sonuçlarında tüm boyutlarıyla görmek mümkündür. Fen, matematik ve okuma alanlarındaki eğitimde başarıyı ölçen PİSA sonuçlarına göre Türkiye 72 ülke arasında matematikte 49, okumada 50 ve fende 52. sırada yer almıştır.

Geleceğin Türkiye’sini ve teknolojisini dönüştürecek yaratıcı ve yenilikçi gençlik bu eğitim sistemiyle asla mümkün değildir. Türkiye’nin eğitim sistemindeki düşük kalite sorunu, ekonomide yaratıcılık, sosyal hayatta yenilikçilik ve teknolojide gelişmenin önündeki en ciddi engeldir.

İki yıl önce Türkiye’ye toplam verilen patent sayısı 1878 iken aynı yıl yalnızca IBM’in aldığı patent sayısı 8888, Samsung’un aldığı patent sayısı ise 5518’dir.

Görüldüğü üzere eğitimde sorunların gittikçe ağırlaşmasının, başarısızlığın ve yılgınlığın başlıca nedeni Ak Parti iktidarının eğitime verdiği değer, bakış ve uyguladığı ısrarcı yanlış politikalarıdır. Ak Parti iktidarının, yalnızca isteklerine yahut bir kişiye bağlı olarak ve tepeden inmeci bir anlayışla 81 milyona dayattığı, çağımızın temel dinamikleriyle bağdaşmayan eğitim zihniyeti, değer ve uygulamaları ülkeyi geriye, kaosa, yoksulluğa, eşitsizliğe, mutsuzluğa ve ortaçağa götürmektedir.

Ak partiye göre eğitim sistemi oy devşirmeye, partili kazanmaya, ideoloji yerleştirmeye yönelik, parti çıkarlarına hizmet eden en önemli bir aparattır.

CDP iktidarında mesleki ve teknik eğitimin, iş ve istihdam politikalarının kaliteli, işlevsel ve şeffaf hale gelmesi ve yaygınlaştırılması için kapsamlı bir idari, hukuki, mali ve teknik reforma gidilecektir. CDP iktidarıyla mesleki ve teknik eğitim sözde değil özde öne çıkarılacak, bu yönde çağdaş bir müfredat yenileme çalışmaları yapılacak, tüm okul kademelerine kadar yaygınlaştırılacaktır.

CDP iktidarıyla ayrım gözetmeksizin talep eden her kesime geniş tabanlı sektörel eğitim verilecek, modüler yapısıyla esneklik özelliğine sahip ve çalışma yaşamının ihtiyaçlarına cevap verebilen bir mesleki ve teknik eğitim sistemi için planlı ve programlı sistemik reformlara gidilecektir. Bu paralelde Yükseköğretim sisteminde de çeşitliliği ve uzmanlaşmayı sağlayan, öğrencilerin yaratıcılığını ve kimliklerini ön plana çıkaran, eğitim kurumlarının birbirleriyle tamamlayıcı rekabet edebilmelerine fırsat tanıyan özgün bir Türkiye Mesleki Eğitim Sistemi uygulanacaktır.

Türkiye’nin eğitimde iddialı ve tutarlı hedefleri ortaya koyması gerekiyor. Eğitim politikaları ve uygulamaların uyum içinde olması şart. Eğitimde politik tutarlılık ve girişimcilik, liderlik çok önemlidir. Türkiye’nin okullara ve eğitim bölgelerine daha çok özerklik ve özgürlük tanıması gerekiyor. Türkiye’nin CDP iktidarıyla ancak küreselleşen dünyanın gerçekliğiyle ve çok kutuplu rekabetiyle başa çıkabilecek becerileri kazandıran kaliteli bir mesleki ve teknik eğitim sistemini kuracak ehil ve liyakatli bir eğitimci yönetim kadrosu kurmaktan başka çaresi kalmamıştır.

Ak Parti iktidarlarınca yıllardır kanatılan böylesi derin ve şiddetli bir yara haline gelen eğitim konusunda birbirini tamamlayan, zaman israfına ve tekrar denemeye müsaade etmeyecek bir şekilde sistemde bir değişim ve gelişime uyumlu bir formülle yol alınacaktır.

Eğitim sistemimizi deneme tahtası, öğrencileri de kobay olmaktan kurtaracak gerçekçi, köklü ve cesur adımlarla dünyanın en modern ve kaliteli eğitim sistemi inşa ve ihya edilecektir. Türkiye, eğitim sistemini, tarihi misyonu doğrultusunda, küresel ve bölgesel stratejik hedefleriyle bütünleştirerek Avrupa Birliği standartlarının da üstüne çıkaracaktır. Yaygın, eşitlikçi, bilimsel ve kaliteli eğitim sağlandığı sürece Türkiye sosyal, ekonomik ve siyasi tüm sorunlarını çözecektir. CDP olarak tüm çabamız, iyi yetişmiş ve bu ülkeyi daha iyilere taşıyacak yeni nesiller yetiştirmektir.

h) Türkiye siyasi, askeri ve ekonomik alanda talip olduğu gücü ve refahı toplumsal olarak eğitimli bir sınıf ile yönetebilir. Zira bilimsel, demokratik, adil ve eşitlikçi fırsatlar sunan özgün bir eğitim sisteminden geçmemiş bir toplumla elde edilen refah ve milli zaferler büyük ölçüde çürüme getirir ve kalıcı olamaz. Türkiye bugün bu olumsuzlukları ve yozlaşmayı kısmen de olsa yaşıyor ve görüyoruz.

Sermaye, bürokrasi ve siyasetin elitleri hariç vatandaşların çok büyük bir bölümü daraltılmış ve baskılanmış Türkiye şartlarında eşitlik, adalet ve fırsat yaratamadığı için kendisini suçlu hissediyor ve suskunlaşıyor. Halk adalet, eşitlik, şeffaflık, dürüstlük, onurlu yaşam gibi temel ve elzem taleplere karşı kayıtsız yahut yeterince ısrarcı olamıyor. Çekirdek mantığında kaderciliği öğütleyen eğitim sistemimiz, bunun en önemli sebeplerinden birisidir.

Türkiye’deki Ak Partili eğitim sistemiyle modernleşme ve teknolojikleşmenin ahlaki çürüme ve manevi yoksullaşmayı da beraberinde getirdiğini görüyoruz. Gelir dağılımı uçurumu, yolsuzluk ve torpil gibi konularda en geri ülkelerle yarışan Türkiye’de bireycil gelecek umutları, kadercilik ve öte dünya vaatleri ile halkın meşru tepkilerinin önü kesilmiştir. Sulandırılan, ılımanlaştırılan İslam’da sömürücü egemenlerin çıkarlarına hizmet eder hale getirilmiştir.

Manevi kalkınma iddiası ile yola çıkan Ak Parti iktidarı döneminde, dizginsiz, kuralsız ve tek tipçi dini ideolojiyle dayalı neoliberal eğitim zihniyeti, değerleri ve kültürü damgasını vurmuştur. Eğitim sistemindeki ilişkiler Ak Partililerin çıkar, patronaj ve rekabet ilişkilerine dönüşmüştür. Eğitim yönetimine yön veren temel güdü adam kayırma, özel okulculukla zengin olma, kamunun eğitim varlıklarını yağmalama ve ideolojik rant, oy devşirme olmuştur. Hibrit ve GDO’lu din eğitimi sayesinde ‘Darül Harp’ zihniyeti nedeniyle toplumsal kuralsızlık, hukuksuzluk hatta yolsuzluk ayıplanması, kınanması, cezalandırılması gereken davranışlar olmaktan çıkartılmıştır. Sonuçta Türkiye bir skandallar ve yolsuzluklar ülkesine dönüşmüştür.

Lakin CDP İktidarı ile birlikte hemen eğitim sistemimiz dayatma ve dogmalardan kurtulacaktır. Türkiye'nin önü hemen ve çok büyük bir şekilde açılacaktır. Eğitim sistemimiz anaokulundan üniversiteye kadar baştan sona kadar yeniden formatlanacak, demokratikleşecek ve Türkiye bilimin, aklın rehberliğinde huzur, barı ve sevgi ile muasır medeniyet düzeyinin üzerine çıkacaktır.

CDP iktidarıyla birlikte Anadolu’nun dezavantajlı çocukları ve özellikle kız çocukları kaliteli ve çağdaş eğitim hizmetlerinden en çok pay alacaktır.

CDP iktidarıyla birlikte eğitim sistemi çok başlı görüntüsünden kurtarılarak geleceğin bilinçli, kendine güvenen, fikri hür vicdanı hür, en çağdaş beceri ve donanıma sahip bireylerini yetiştiren bir nitelik kazanacaktır.

CDP iktidarıyla özellikle öğretmen yetiştirme – atama- terfi sistemi ve politikalarına önem verilecek, dünyanın en nitelikli, bilgili, donanımlı ve mutlu öğretmenlerinin ülkesi Türkiye olacaktır.

İşsizler ordusu yetiştiren kurumlar haline gelen ve alt yapısı hazır olmadan açılan üniversiteler ve Yüksek Okullar biran önce çağdaş ve akredite eğitim veren nitelikli kurumlar haline getirilerek bu utanılası görüntüsünden kurtarılacaktır.

12 Eylül darbesinin mirası olan ve bugün dahi üniversitelerimize baskı ve antidemokratik uygulamaları dayatan YÖK derhal kaldırılacak, bilimsel eğitim veren özgür üniversitelerin önü açılacaktır.

Üniversitelerimizdeki öğretim görevlilerinin önündeki pek çok idari engeller, torpil, kayırma ve kamplaşmaların etkisinden kurtarılarak araştırma ve eğitime odaklı çalışma imkânına sahip hale getirilecektir. Bu bağlamda beyin göçünün engellenmesi de sağlanacaktır.

CDP iktidarıyla birlikte Yükseköğretim yurtlarının yeterli, kaliteli ve çok ucuz hale getirilmeleri ve öğrencilerin toplu taşıt araçlarından ücretsiz faydalanmaları sağlanacaktır.

CDP iktidarı ile birlikte MEB bütçesinin milli gelire oranı en az iki kat arttırılacak başlangıç olarak OECD ortalamasına (%6) derhal çıkarılacaktır.

Devletin imkân ve kaynaklarının devletin okulları yerine özel okullara aktarılması uygulamasına derhal son verilmeli, eğitime yeterli bütçe, bütün okullara ihtiyacı kadar ödenek gönderilecektir.

CDP iktidarıyla birlikte MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan payda 3 katına çıkarılacak, eğitimi piyasalaştıran tüccar eğitimci zihniyete izin verilmeyecek, MEB tarafından tüm dini vakıf ve cemaatlerle yapılan her türlü ortaklık, proje iptal edilecektir.

Kadrolu - sözleşmeli – ücretli - vekil öğretmenlik gibi çeşitlendirilmiş istihdam modelleri kaldırılarak her türlü eşitsizlikçi, güvencesiz ve adil olmayan öğretmen istihdam uygulamalarına son verilecektir.

CDP iktidarıyla birlikte aile ve çocuk yardımı başta olmak üzere, sosyal yardımlar gerçek değer ve kişi sayısı kadar belirlenecek ve ayrımsız olarak ihtiyacı olan her kişiye koşulsuz ödenecektir.

Eğitime hazırlık ödeneği sadece öğretmenlere değil, tüm eğitim çalışanlarına yılda iki bir maaş tutarında verilecektir. Tüm okullarımızdaki öğretmen, akademik personel, memur, güvenlik ve yardımcı hizmetli açıkları derhal kapatılacaktır.

Tüm öğretmenlere, tüm eğitim ve bilim hizmetlerinde çalışanlara insan ve mesleki onurlarına yakışır bir ücret ve saygın, sağlıklı çalışma koşulları sağlanacaktır.
GÜRKAN AVCI / DESAM BAŞKANI - 07.01.2019